Kayıtlar

Mayıs, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir yağmurluk aşk

Eflatun su perisi ormanda uçarken ışıltılı hareleri ile, kavak ağacı yaprağının yeşil gölgesinde rastladı mavi orman perisine, hem de en mavisine. İkisi de inat mı inat, nemli gölgeye sığamadı dört kanat. Yakınlaştılar zoraki yağmur duracak değil ki. Kanatlarını geçirdiler iç içe keyiflendiler yağmur özünü içe içe sonra öpüştüler uzunca, bundan böyle ayrılmazlar kanımca. Yağmur şıpırtıları bitti E içecek öz de bitti bulutlar uzaklaşırken birbirinden duygulu gözler baktı ufka doğru bir damla yaş damladı su perisi giderken orman perisiydi boynunu büken

Terlik

“Aşkım terliklerimi getirebilir misin kumsal çok sıcak” diye bağırdı Şebnem 3 şezlong öteden. İğğ! ŞEBNEM! Ne kötü isim. Kesinlikle eski sevgilimin ismi diye bir kastım var değil bu isme, sadece hoşuma gitmiyor. Hani sofrada sevmediğin bir yemek olunca, almayı reddettiğin “neden sevmiyorsun ki?” gibi kalıplı cümleler vardır ya, cevabı da “huy!”dur. Benimki de huy, sevmiyorum öyle. Tabiatım kaldırmıyor diyelim. Renkler ve zevkler tartışılmamalı bence. Bu cümlemden sonra tabi ki Şebnem’in tatile gittiği o çirkin herifi beğenmesine karşı çıkılmaması gerekir ama adam da maymun gibi canım. Göğsünden, burnundan, kulaklarından kıllar fışkırıyor. Adam evrimin çok alt basamaklarında kalmış. Sanırım boyu kısa diye merdivenleri çıkamamış. Cüce herif! Şebnem’in topuklu ayakkabı giydiği gecelerde yanında Angel-A filmindeki Jamel Debouzze gibi kalıyor. Kısa olup bir de düzgün vücudu olsa gam yemeyeceğim, en azından 007’nin son varisi Daniel Craig gibi olmuş derdim. Aslında Şebnem, Halle Berry ve Olg...

Sen

Göğsümdeki hareketliliğin sebebi öyle herkes gibi kalp atışım değil, göğüs kafesimde beslediğin minik kelebeklerin kanat çırpması onlar. Sen seslenince duramıyorlar yerlerinde. Ayakta kalmamı sağlayan herkes gibi damarlarımda dolaşan kan değil, kömürünü senin attığın, içimde yanan güneş'in ışınları dolaşanlar. Sen gülünce tansiyonum artıyor. Senden vazgeçemememin sebebi sadece kişiliğin ve güzelliğin değil, çamurunun benim kaburgamla yapıldığına inanmam. Sen olunca göğüs kafesi kemiklerim tamamlanıyor. -- Sen yanımda olmazsan olmaz,yürümez derdim ya eskiden, aslında hep yanımdaydın, sadece elimi gönlüme koymamıştım. Sana taze fasülye pişireyim de yiyelim hadi..