Kayıtlar

Eylül, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Unutuldun Haberin Yok

Yenir onlar be.. Çocukluğumdan beri en sevdiğim tatlı onlardır -ki o zamanlar az çok ergenliği devirmiştim, telefonda sesim babamınkiyle karıştırılmaya başlanmıştı. Lise dönemlerimde gördüm onları. İlk görüşten sonra uzun bir süre gözlerim dış dünyaya kapandı. Sadece senin gözlerine netlenmiş dar açılı bir lens vardı artık göz kapaklarıma mesnetlenmiş. Ben sürekli deklanşör sesi duyuyordum ama sen!! Eşek sıpası seni! Ne deklanşörler, ne flaş ışıkları dikkatini çekmiyordu. Bazen yoluna çıkıyordum, engeller gibi, umursamazca yanımdan geçiyordun, bazen uzaktan sesleniyordum, sesime sağırdın. Bir gün bana da dolunay göründü - bir gün dediğim 6ay sonra- çıkardım dişlerimi etrafında dolaşmaya başladım. E arkadaşların da yardımı dokunmadı değil. Tattım.. O ne güzel bir kan kokusuydu öyle. Artık o bal alt dudak şuracıktaydı, üst buracıkta. O kestane şekeri omuz, yastığımın altındaydı- onu yemeyip geceye saklıyordum. Mutluluk benim için ekmek-tuz olmuştu. Tam duygularımızın kusursuzlaştığı za...

Hırsız-Polis

(Görüntüleri dış ses anlatır) O yağmurlu akşam 5 arkadaş evde oturup, hırsız polis oynamaktaydılar. Önce gizli dağıttıkları kağıtlarla kimin polis kimin hırsız olacağına karar veriyorlardı daha sonra hırsız olan diğerlerini polise çaktırmadan gözleriyle vurmaya çalışıyordu. Hırsız, Polis fark etmeden hepsini öldürmek zorundaydı. Bu o oyunda polis olan için çok zor bir oyundu. Çünkü hırsız her zamankinden daha soğukkanlı biri olmuştu. (çektikleri kağıtlara yakın çekim yapılır, her birinde ne yazdığı gösterilir. Kasap, manav, polis, hırsız, mühendis) Hırsız önce gözünü manav olduğunu düşündüğü birine dikti, ikisi gözgöze gelince çekinmeden gözünü ateşledi. ( önce hırsızın gözüne , sonra ölenin gözüne kamera gider) Manav diğer oyuncuların korku dolu gözleri arasında yere yığıldı… Hepsi derin bir ohh çekti. Tam o sırada kasap gözüyle polisi aramaya başladı. Çünkü ölümün çok yakın olduğunu hissetti. Korku ensesinden nefesini üflüyordu sanki… ve korku hiç de hoş kokulu şeylerle be...

Fedakarlık

Ben, seni gelecek için yukarıda beklerken, Nuh'un gemisine şampanya ile kim vuracak? ve ben sular altında kalırım senin için Gerekirse şişeyi elime alırım da, ama al dersen o an biterim de. Sular yükselmeden boğulurum, gururumda fedakarlıksa beklenen, yerim en zehirli mantarları ama beklerim senden de benimle el sallamanı giden gemiye Gemiyi Nuh olmadan da yapamaz mıyız sanki!?

Çocuk Olana Bayramlık

Aldılar mı beni dalımdan hiç haberim yok... Güzelce toplamışlar, götürmüşler, bir baktım çelik dişler çiğnemeye başlamış, yanaklarım hep parçalanmış Bu yaz sıcağında kaynattılar kazanda, eklediler boyalı malzemeler yanıma güzelce ütülü renkli plastik giydirdiler etrafımı sardı kartondan ciciler Pazardan aldı bir kadın beni koydu camdan bir kaseye sonra kapı çaldı geçen çocuk beni ham yaptı İndim oradan mideye Güldü çocuğun yüzü Derken doldu yanlarım, önce kardeşlerim ardından bolca su Oturma dedi annesi oturmaya devam etti eşek sıpası soğuk taşlara derken ben, hoop dışarı...