Kayıtlar

Haziran, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Empati

Acılar vardır, çekmeden bilinmezler... Ayrılmak; ayrılınan için terk edilmek, İhanet; edilen için aldatılmak, Öldürmek; ölen için ölmektir. Duygular vardır, tuhaftır... Mutlu edenin yoksa; nemrutsundur, Mutlu olamadığında; memnuniyetsizsindir, Mutlu edemediğinde; keyifsizsindir. Tanımlamalar vardır, haklıdırlar... Hep kendini düşünürsün; bencilsindir, Çevrendeki gözlerden bakamazsın; bencilsindir, Tuhaf duyguların olduğunu bilmezsin, Bir gün yalnız kalacaksındır..

Adı Gülbahar'dı...

Çok izbe bir bölgede, bu yerde satış yapılıyor olmasına, merakla söylenmiş bir “Nasıl?” çok yakışıyordu. Kenar mahallelerden birinde, çıkmaz bir sokağın dibindeydi. Etrafında satış yapabileceği ne bir okul, ne de iş yeri vardı. Yeşilli, çiçekli hoş tabelasının altında, beyaz gömlekli 13-14 yaşlarında bir garson gazete kağıtları ile uyuz edici bir gıcırtı çıkartarak camları siliyordu. İçerisinin boş olduğunu görüp, içerde bir köşeye oturdum. Böyle yerlerde et yemez, temiz hazırlanmış olma ümidiyle mercimek çorbası içer, tabi bir de pilav yerdim. Zaten pilav ya böyle izbe yerlerde ya da stadyum gibi kalabalık yerlerde güzel olur, yalnız servis biraz kötü olurdu. Pahalı pilavlara karşıyım, reklamlardaki gibi duygusuz oluyorlar sanki. Mercimek çorbamı, pilavla birlikte getiren garson çocuk, pilavım soğuyacağı için, ne kadar kızdığımı tahmin edemezdi tabi ki. Etkileyici görünmeyen çorba, çocuğa kızgınlığımdan aldı beni, limonla tadilat işlemine başlattı. Tadı sanki daha iyi olmuştu. Kuşkusu...