Gölgeler
Onu takip ettiğini düşündüğü gölgeler vardı ardında. Belki de onu takip eden tek gölge kendisininkiydi. Hem neden bu kadar korkuyordu ki? Bu kadar şüpheci olması normal miydi? Gece, zifire yaklaşan mertebede karanlıktı. Bu karanlıkta değil gölge, ışık bile yoktu. Boş caddenin kaldırımlarında sakin sakin yürürken, sanki yoldan katil arabalar geçecekmiş de kaldırıma çıkamayacaklarmış gibi kendini güvende hissediyordu. Ama ya onu takip eden, kuşkulandığı gölgeler kaldırıma tırmanabiliyorlarsa? Peki, o zaman ne olacaktı? Çocukluğundan beri dişçiden korkardı. Kazım amcası her seferinde ona “şimdi bitti, ” der ama hiç bitmezdi. Şimdi bittiler sürerken ağzındaki tıkırtıları hiçbir siniri beynine ulaştıramasa da östaki borusundan bütün sesler kulağına ulaşıyor ve beyni sadece dişinden çıkan seslere bir görüntü ve acı kazandırıyordu. Bu geceki gölge kuşkusu da aynı kanalla acı çekmesine neden oluyordu. Tek farkı östaki borusunun bir ucunda uyuşmuş ağızda, kerpetenlerin varlığında oluşan tükürü...