Sadakatsiz Adamın Suç Defteri - 6
Ben semillion şarabımı içerken o şişesi maaşım kadar olan
bir şarap açtırdı. Önce işlerinden bahsetti, ne kadar parası olduğundan,
yaptığı çapkınlıklardan. Paranın çapkınlığı ne kadar kolaylaştırdığından, hatta
bazen de kızların onun parası için yaptığı çapkınlıklarını anlattı. O
çapkınlıklarını, hayat görüşünü anlatırken ben sessizce dinliyordum. Sessiz
kalıyorum çünkü sessiz kalırsam sanki sadece ben suçluymuşum gibi hissedeceğim.
Karımla bu adam bir şeyler yapmış olsa onlar da suçlu olurdu, o zaman benim
sesim de çıkabilirdi. Şimdilik böylesi daha iyi, ben suçluyum adam karımla bir
şey yapmamış olabilir. Tam o esnada önümden saçları dağınık bir kadın geçti. Bir anda iyimserliğim taban yaptı. Bu çirkin
herifte karım ne buluyor? Kesinlikle ondan daha yakışıklıyım, daha atletik bir
vücudum var, kadınların dilinden daha iyi anlıyorum, “Özellikle karısının
dilinden” (bu sırada bıyık altından güldüm). Gülümsememi görünce o da gayri
ihtiyarı gülümsedi. O gülümseyince bir an onun da havadan sudan bahsederken
karısının bende ne bulduğunu aradığını düşündüm. Kuşkusuz ki o da benden
yakışıklıydı ve diğer artılarının yanında parası da vardı. Üstelik bir ihtimal
karımın dilinden de iyi anlıyordu. Evet, artık sesimi yükseltme sırası
gelmişti!
Girizgâh kısmının bittiğine ikimiz de kanaat getirip, ana
konuya girdik. Karısıyla nasıl tanıştığımı sordu. Güzelce anlatmaya başladım.
Cazın beni sıktığı bir sırada, çok sevdiğim canım karımı beklerken, balkona
çıkmıştım. Nazik bir hanımefendi ateşim olup, olmadığını sordu ve öyle üç beş
konuşmaya başladığımız sırada, canım karım ve henüz tanımadığım patronu,
gizemli bir şekilde ortaya çıktılar. işte bu kadardı. Peki çok önemli olan bir işin o gün aniden nereden
çıktığını sordum?
Kıllandığım konuyu anlayıp bu sefer o başladı anlatmaya; bir
ihale için (bu ihaleleri iyi bilirim) dosyalardaki hesaplamalarda ters giden
bir durum varmışmış. Ertesi gün toplantıda bu konuların konuşulacağı ve sorunu
çözmek için geceden başka vakit olmadığını, dönüş yolu için arabasını hayattaki en büyük aşkına
verdiğinden(az önce uğruna çapkınlıklar yaptığı kadın) karımdan yardım rica ettiğini,
karımın da nazikçe bu ricayı olumlu değerlendirdiğini (fuhuş) açıkladı. Anlaşılan bu şekilde ikimiz de birbirimizden
laf alamayacaktık. İkimiz de cevaplardan tatmin olmamıştık ki. Ona şunu sordum;
“Madem karını bu kadar çok seviyorsun, onu kıskanıyorsun, neden çapkınlık
yapıyorsun?”, o aynı şeyi bana soramadı çünkü ben ona çapkınlıklarımdan hiç
bahsetmemiştim -ayrıca bahsetsem eminim ki benim sidiğim daha uzağa erişirdi. Cevap
olarak elindeki kadehin üzerine yemin ederek, karısını en son 6ay önce
aldattığını ve son seferinden bu yana bir daha aldatmadığını söyledi. Kadehin
içindekinin değerli bir şey olduğunu bildiğimden tüm kalbimle inandım. Mutluluktan
uçuyordum. Karım o adamın olmamıştı! Karım hala sadece benimdi!
Ben de ona önümdeki onun sipariş ettiği mantar çorbasının
üzerine yemin ederek, karımı hiç aldatmadığımı söyledim. O da derin bir oh
çekti. İkimizin de konuşacak çok sözü kalmadığına göre izin isteyip, çorbayı içmeden, hesabı ona
kilitleyerek kalktım. İşe döndüm.
Akşam elimde papatyalardan oluşan bir paketle eve girdiğimde
mutfakta karım biriyle konuşuyordu. Evrak
çantamı kapıda bırakıp, yanlarına geçtiğimde bu ne sürpriz! Yanında patronunun
karısı…
Yorumlar