Doktorella 4



Kuşkusuz ki ihtiyacım olan miktar 1mg değildi. Aşırı güç gösteren insanların vücudunda bu maddeden veya bunun gibi özel maddelerden daha yüksek miktarlarda çıkıyor olmalı. Adımlarımı ve notlarımı tekrar incelediğimde şöyle bir sonuca vardım. Son donörden çıkardığım 1mg hormon, o adam korkup altına ettikten sonra çıkmıştı. Yani hormonun vücudunu etkiledikten sonra kanda kalan kırıntıydı bu miktar. Bu kimyasalın bir kısmını korku esnasında kaslarına pompalamış olabilir. Bana da artık 1mg kalmıştır. Deneyimin kapsamını artırmak için kaslara gitmeden o kanları bulmalıyım. Hormon bezlerinin çıkışından çizgili kaslara yönelen damarların gidiş yolunu ufak bir iki ameliyatla kendi kurduğum düzene bypass edecek sistemi kurdum. Bunu ekibin en dinç görünenine yaptım. Biraz kan kaybedince hemen koyuvermeyecek biri olmalı. Kurulum tamamlandıktan sonra artık düzen şu şekilde olmuştu. Hormon bezlerinden çıkan bütün salgılar ilk çıktığı anda A kabıma, hormon bezlerinden salgılanmamış olabilecek herhangi bir sıvı ihtimali için de kaslara giden kanlar B kabıma boşalacak. Sistemi etkin hale getirince kaslara kan hiç gitmeyecek. Bu sebeple kısa bir sürede kolları çürümeye başlayacak. Deney süreme göre birkaç uzuv kaybı yaşayabiliriz. İlk defa merhametli olasım geldi ve deneyi kademeli yapmaya karar verdim. Önce hormon bezlerinden çıkan salgıları toplayacağım. İkinci deneyde kaslara gidenleri alacağım. Böylece konuk oyuncumuz bir gün daha ağrısız bir şekilde takılabilecek ya da aynı deneği iki kere kullanabileceğim.
Üç gün sonra bana 3litre kan ve gözyaşı verip bayılan bağışçının kıyma makinesindeki artıklarının son poşetini evden uzaklaştırdım. Dinç, Genç, duyguları yıpranmamış birini arıyordum. Tam kafamda nereden, nasıl sorularına cevap ararken kiracım elinde zarfla kirasını getirdi. Zarfı bana uzatırken sanki beyaz teni güneş ışığı altında parlıyordu. Zarfı almak için elimi uzattığımda, öne doğru hamle yaptı ve boynundaki gömleği sırtına yakın durmakta iddialı olunca, boyun damarlarını gördüm. Tanrım ne güzel duruyordu damarları. Bir anda kendimi dallarındaki üzümleri, karadut rengine yaklaşmış bağ sahibi gibi hissettim, hasat heyecanına kapıldım. Hemen toplamalıydım onları yoksa bozulmaları an meselesiydi. İç çamaşırımın ıslandığını hissettim. Bu da vücudumda salgılanan hormona bedenimin tepkisi olmalıydı. O an inanılmaz adrenalin dolmuştum ve kanımda dolaşan bu sıvı, gücümü de artırmış mıdır diye elimdeki en kolay fırsatı değerlendirdim. Kiracıma bütün gücümle tokat attım.
Kendine geldiğinde zarfı alıp almadığımı sordu. Tokat attığımı hatırlamadı ya da korktu, onu haraca bağladım sandı. Kalktığında ondan çok özür diledim, kol kasları üzerinde bir deneme yaptığımı, kolumun istemsiz kasıldığını söyledim (istemsiz nişan almasına hiç şaşırmadı). Bir yandan elimin acımaya başladığını hissederek, kendimi affettirmek için onu akşam yapacağım bir deneye konuk olarak çağırdım. Büyük bir heyecanla kabul etti, belli ki onda da bazı salgılar kanında dolaşmaya başlamıştı (bu sırada bana tokat atmasını istesem, beni yanlış anlar mı acaba?).

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Ucunda

Arabalarım ve Hurdalarım

Martin