Kayıtlar

İçindeyim Öyle

Resim
Sadece içindeyim. Daha önce hiç olmamış gibi. Tenine dudaklarımla dokunurken hareket etmeye korkuyorum, vakitsiz durumlardan. Kulak memelerin öyle tatlı ki, büyüme coşkumu onlardan alıyorum. Emdikçe büyüyorum. Ağırlık merkezim benden uzaklaşıyor. Burası ufak bir çukurcuk değil benim için. İçinde kaybolduğum derinliklerinde, çilek kokan omuz mağarası burası. Bütün çilekleri aynı anda koklamanın mutluluğunu yaşıyorum. Çok yoğunlaştırılmış bir mutluluk… Göbek yaylanın üzerinde ne oyunlar oynayasım var. En çok bu düzlüğü seviyorum. Karlı dağlar gibi minik tepen, kayıyorum, kontrol de lazım, kızaklarım nerede? Tekrardan ruhunun derinliklerindeyim şu an, benim ruhum da derinlik sarhoşluğunda. Ciğerlerimde bir kez daha sıcak nefesin… Sigara böyle anlarda icat edilmiş olmalı... Sadece içindeyim öyle…

Her şey daha güzel olacak

Resim
Erkek dedi ki bundan sonra her şey daha güzel olacak. Söz veriyorum… Kız gözyaşlarını sildi, güne mutlu devam etti Ertesi gün kız işe gitti, geldi Bu gün de çok kötü şeyler öğrendi. İşi artık yoktu, boş vakti çoktu. Erkek dedi ki en kısa zamanda düzelteceğiz bunu. Kız omuzlarını kaldırdı, sildi burnunu Sokakta bir fren sesi duydu Artık köpeği yoktu. Kız gözyaşlarını saçtı etrafa, Bağırdı sağa sola. Erkek küçük bir kediyle geldi Her şey geçti dedi, Bu beyaz kızın adı first lady, Kızın içi ısındı, sarmaladı kediyi Aylar sonra kızın annesinde kist çıktı Kedi tüyüydü kisten, Kızı kendinden geçiren Erkek sadece omuz verebildi bu sefer Kız kabul etti omuzu, Kız çok yorgundu Erkek hastaneden ayrılmadı, Ana kıza çok iyi baktı. Kist alındı, herkes rahatladı. Kedi büyüdü, kız iş buldu Kız çok mutluydu O gün erkek iflas etti, işsiz kaldı Bir hafta sonra kızın canı sıkıldı, Erkeği karşısına aldı, Ben yokum bundan sonra dedi Kız ekledi; bundan sonra her şey daha güzel olacak

Tren Adam- 2

Resim
Boyacı Çocuk; Tren raylarını seviyorum. Trenleri daha da çok seviyorum. Mm aslında sevdiğim şey tren rayları veya trenler değil. Bunu size itiraf etmeliyim. Benim sevdiğim trende yolculuk ederken, trenin ray parçaları arasında çıkardığı sesler. Hani o korku filminde, katil kurbanı ararken fonda on saniyede bir tekrar eden bilindik kalp atışı vardır ya veya su damlası sesi. Ray atlama sesi öyle geliyor bana. Zaten kondüktör bilet kontrolü yaparken ray sesleri de bende aynı etkiyi yaratıyor. Bir seferinde şirin ve merhametli görünüme sahip yaşlı bir teyzenin yanında uyuyor numarası yapıyordum. Fakat kondüktör kadına benim biletimi sorunca, kadın yalan söyleyemedi. Nasıl söylesin ki yanında benim gibi bir çocuk oturabilir diye fazladan bilet mi alsın? Bu olayla kondüktörlerin pek o kadar merhametli olmadıklarını öğrendim. Cemaldi sanırım o itin adı. Çok zalim birine benziyordu. Vagondan çıkardıktan sonra öyle sert tekmeler attı ki bana, ben bir fırsatını bulup kaçmaya başladığımda ayakkab...

Okyanus

Resim
Gel bakalım, önce beni bir dinle... Söyleyeceklerimle eski aşkını ölçme, yeni aşklara dalma. Aşktan öyle yüzeysel bahsetmek, Henüz çiselemeye başlayan yağmurda sırılsıklam olduğunu iddia etmek gibidir Oysa ben okyanusların derinliklerinde mercanların güzelliği ile sarhoş olmaktan yanayım. Okyanusun dibine ineceksin de kulaklarında basıncı hissetmeyecek misin? Aptal olma minik! Zil zurna sarhoş da olma. Burada tehlikeli balıklar da var. Bazı kuytularda mürenler bile var, önünden geçme! Rehbere ihtiyacın varsa dipte? Sen yağmur suyuyla yetineceklerdensin, dalma derinlere Her suyun tuzu farklı denizlere. Her suda gerek ayrı rehbere. O suya alışana kadar vücudundaki hücreler tuzda yanar, Bu suda parmakların buruşur, haberin yoktur. Benden sana tavsiye elinde bir makas bulundur. Yukarıdan olta gelir de, kurşunu; dalgalar kendi kendine savuşturamazsa-savuşturmazsa, Savuşturmaz da sahip olduğun derinliğe inerse, Ya oltayı kes, ya da belindeki ağırlıkları.. Kurşun dibe değdiyse, yukarı yüksel...

Tren Adam

Resim
Mutlu muyum bilmiyorum. Kafam çok karışık. Öncelikle kafamdan başlayarak, kendimi toparlamalıyım. Çözüm için sorunları netleştirmem gerekiyor. Acaba bu sesten dolayı mı sorunlarıma odaklanamıyorum.. Bilmiyorum. Birbirinin aynısı onlarca ses, hepsi de farklı kaynaktan. Aslında eskiden olduğu gibi çok ses varmış gibi de gelmiyor. Alıştım galiba bu çarpık sesleşmeye. O kadar çok iç içe olmamıza rağmen bazı günler sanki hiç tren görmemişim gibi eve dönüş yolunda trenimin camından bakarken, karşı yönden gelen yük trenlerini gördüğümde heyecanlanıyorum. Renklerini inceliyorum, gözümün önündeki renkler, kafamda pastelleşiyor. Yüklerini gözümle tartıyorum. Eğer ara durakta gördüysem, ana durakta saat kaçta olmaları gerektiğini hesaplıyorum. Odaklanmam gereken sorunum bu sanırım. Haa biraz da işkoliğim sanırım. Mesai bittiği halde bu hesaplar niye? Trenleri artık hayatımdan çıkaramıyorum. Kardeşlerim onlar benim -üvey. Geçen biletçi Refik oğlu ile bende kaldı. Ertesi gün erkenden oğ...

Sinyi Ağacı

Resim
Bundan üç-beş zaman önce paslı diyarlarda, kaslı dağların ardına geçip meyve otlarıyla bezenmiş küçük dikenli yüksek ağaçların etrafından pike yaparak ormanın içerisine ilerlediğinizde, karşınıza çıkan büyük ağaçların gövdesinde artık aynı otların bitmediğini görürsünüz. Uçuç Böceği ve semender kokusunun arttığını hissettiğinizde nemin de arttığını hissedersiniz. Hissettiğiniz nemin dengesini ayarlayan hemen köklerinizin dibine ayaklarını uzatmış sinyi ağacıdır. Sinyi ağacı çok misafirperverdir. O da sizin coşkunuzun kokusunu alırsa, yakın arkadaşı rüzgârın da yardımıyla öyle güzel esintiler yaratır ki, alnınızda oluşan ter damlacıkları hemen oracıkta bulutlara uzanır. Alnınızdan içinize buz gibi Kaz Dağları suyunun ferahlığı gelir. Esasen dağ suyuyla da sinyi ağacı çok iyi arkadaşlardır. Dağ suyu, sinyinin köklerini sıcak sudan soğuk suya sokmaz. Sinyi de onun bir dediğini iki etmez. Aralarından su sızmaz. Yağmur yağınca kâh mutlu olurlar, güneş ve kuraklık; ava çıktığı zaman da kâh ü...

Karışıklık

Resim
Kafası karışık bir adamı oynuyorum bu akşam sahnede. Öyle her akşam farklı roller üstlendiğim bir gösterideyim gene. Konumuz bu gece de aşk. Bir erkeğin kafası başka neden karışır ki zaten? Âşık olduğu kadına karşı bir karışıklık bu haliyle. E aşıksa karışıklık nerde? Soru da bu ya. Acaba karışıklık varsa aşk gerçekten var mı? Yoksa karışıklık mı aşık olduğumuz? Sizin kafanızı da fazla karıştırmadan ufak bir hikaye anlatayım. Kafanız karışıyor mu bir bakayım. Yolu boz yılanlı, suyu bol balıklı, çevresi çok kelebekli bir köy varmış vaktin birinde. Köy, köy ya! Bir de çobanı varmış. Köyde bir çoban yokmuş aslında ama o çobanların içinde bir taneymiş. Onun baktığı hayvanlar hasta olmaz, huysuzluk etmez, uzun yaşarmış. Herkes koyunlarını ona vermek istermiş de, o da koyun seçermiş. Her koyunu yaren etmezmiş kendine. Bir koyunla ilgilenmeden önce aylarca takip edermiş, çok temkinli yaklaşır, bir gün kararını verirmiş. Öyle başkaları gibi aynı anda 30 koyuna bakmazmış. O bir koyunla ilgile...