Yaşamım bir çöplük. Eskimiş, bitmiş ilişkiler, kör noktalara erişmiş arkadaşlıklar, kaybedilmiş aile üyeleri ve en önemlisi eskimesine engel olamadığım arabalarımla dolu. Arabalarıma olan platonik aşkımın sonu yok. 7 evlilik bitirdim, hiçbirine üzülmedim, tek bir göz yaşı dökmedim. Buna karşın 77 model Alfa Romeo Spider’ım kapısına o dangalak taksi şoförü vurduğunda döktüğüm gözyaşının haddi hesabı yok. Etimden et çektiler. Orjinaldi o anlıyor musun beni? Artık orjinal değil. Aynı kapıyı bütün İtalya’da arattım buldum, özel olarak tam 7 kere boyattım. Rengi tutmadı. Bütün arabayı boyatacakmışım. Sana benzer!! Sanki biz bilmiyoruz. Kapının orjinalliği bozuldu, bari her tarafınınkini bozalım. Sen arabanın bir tekerleği patlayınca diğer üçünü de patlatıyor musun? Aslında böyle yazınca mantıksız da gelmedi. Sonuçta bütünlük bozulacak. Lastik konusunda lafımı geri aldım Arabalarımla özel bir bağım var, onlardan kopamıyorum. Ne kadar eskirlerse eskisinler, ne kadar kapıları değişirse de...
Yorumlar
ÖSU: Anlattıkları mıdır hayat
yaşadıkların mı?
ZAK: Senin hayatın senin yaşadıklarındır. Herkesin yaşadığı kendine yani...
ÖSU: Yıllar mıdır insanı olgunlaştıran
acılar mı?
ZAK: Yıllar değil. Peki, olgunlaşmak için mutlaka acı çekmek mi gerekir?
ÖSU: Çektirdiği acılar mıdır insana pişmanlık veren
çektikleri mi?
ZAK: Çektiği acılar... Acı çekince düşünürsün nedir yanlış olan diye ve pişman olacak birşeyler bulursun, acı çektirince pek değil..
ÖSU: Gülmek midir coşku veren
göz yaşlarının uzaklığı mı gözlerinden?
ZAK: Göz yaşları gözlerden uzak olursa huzur gelir belki, ama coşku için gülmek lazım.
ÖSU: Aradığın kişi ben miyim?
yoksa sen mi?
ZAK: İkisi de değil... :)
Kuzinciğin Zehra...
yorumlarına kendi anlatmak istediklerimi eklemiyorum. başka okuyucuların hayal gücünü kısıtlamak istemiyorum çünkü :D