Terlik

“Aşkım terliklerimi getirebilir misin kumsal çok sıcak” diye bağırdı Şebnem 3 şezlong öteden. İğğ! ŞEBNEM! Ne kötü isim. Kesinlikle eski sevgilimin ismi diye bir kastım var değil bu isme, sadece hoşuma gitmiyor. Hani sofrada sevmediğin bir yemek olunca, almayı reddettiğin “neden sevmiyorsun ki?” gibi kalıplı cümleler vardır ya, cevabı da “huy!”dur. Benimki de huy, sevmiyorum öyle. Tabiatım kaldırmıyor diyelim. Renkler ve zevkler tartışılmamalı bence. Bu cümlemden sonra tabi ki Şebnem’in tatile gittiği o çirkin herifi beğenmesine karşı çıkılmaması gerekir ama adam da maymun gibi canım. Göğsünden, burnundan, kulaklarından kıllar fışkırıyor. Adam evrimin çok alt basamaklarında kalmış. Sanırım boyu kısa diye merdivenleri çıkamamış. Cüce herif! Şebnem’in topuklu ayakkabı giydiği gecelerde yanında Angel-A filmindeki Jamel Debouzze gibi kalıyor. Kısa olup bir de düzgün vücudu olsa gam yemeyeceğim, en azından 007’nin son varisi Daniel Craig gibi olmuş derdim. Aslında Şebnem, Halle Berry ve Olga Kurylenko’dan çok daha güzel ama sevgilisi Cengiz’in önünden sarkan balkonu sayesinde 007’nin yırtıp attığı kanlı, terli gömleği bile olamaz. Mehtap geçen “sen Şebnem’i takıntı haline getirmişsin” dedi. Hiç de bile. İnsan anlaşarak ayrıldığı, birlikte bir şeyler yürütemediği eski sevgilisinden ayrılınca takıntılı mı olur!? Kesinlikle olmaz! Biz bir kere çok medeniyiz. Arada sırada benimle görüşmeyi kabul ettiği bile olmuştur. Bence hala beni unutamadı. Kafasından çıkaramadığı, sürekli beni düşündüğü kesin. Ona da hak veriyorum tabi ki geçmiş çok güzeldi. Aaah aah mutluyduk bee. Var ya kesin her akşam benim fotoğraflarıma bakıp bakıp iç geçiriyor, hatta bazı akşamlar o fotoğraflara gözyaşlarının damladığı da olmuyor değildir. Gözyaşı da hemen silinse bile fotoğrafın üzerinde izi kalıyor. Şebnem’le olan bir iki eski fotoğrafıma bakarken temizlikçi kadın biraz ağlamış, oradan biliyorum. O şimdi burada tatildeyken gidip fotoğraflarına baksam kesin üzerinde su lekeli fotoğraflarımızı bulacağıma eminim zaten. O da ne ya, buraya doğru mu geliyorlar? Beni gördüler mi acaba? Nereye saklanacağım ben şimdi, gözlüklerimden mi tanıdı acaba, kesin şüphelendi. Bu fötr şapkayla dikkat çekmiyor olmalıyım, herhalde bir şeyler almaya gidiyorlardır. Bana doğru geliyorlar. Şebnem dur! Gelme!
- Aaa Mustafa ne işin var senin burada?
- …

Yorumlar

komançi dedi ki…
eğlenceliydi.
tanıdığım tüm şebnem ismini taşıyanlar hep dikkat çekici olmuştur .
filtremdekiler dedi ki…
amanın aman, siz okur muydunuz benim yazılarımı =)
komançi dedi ki…
siz yazın efenim zevkle okuruz :)
filtremdekiler dedi ki…
siz okursanız o zevk bana ait olur efenim ne demem =)
komançi dedi ki…
der demem ama gördümki daha doğrusu göremedimki siz benim yazılarımı okumuşsunuz. bu bana acı vermekte. acı şebnem acı..
filtremdekiler dedi ki…
olm çok sık yazıyorsun =)
efenim en kısa zamanda açığı kapatıyorum. demedi demeyin!
komançi dedi ki…
sayfaya 10 puan
filtremdekiler dedi ki…
teşekkür ederim efendim o sizin 10 puanınız =P
Büşra AKDOĞAN dedi ki…
Sağlam bir Ersin Karabulut köşesi çıkarmış bu yazıdan.
filtremdekiler dedi ki…
Aman Ersin okumasın sonra çalıyor =P
Pliforina dedi ki…
Hüzün hissedip, tebessüm takınarak okudum...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Ucunda

Arabalarım ve Hurdalarım

Martin