Mektup
Sevgili Nagihan,
Çok düşündüm ve artık bilgin olsun istiyorum. Açıklama yapmadığım her gün kendimi daha da yalancı hissediyorum. Bizim aramızda olanlar sanırım artık pek aramızda değil. Eskiden paylaştığımız hisler artık sadece senin tekelinde. Geceleri senin düşündüğün gibi yıldızlara bakıp seni düşünmüyorum, eskisi gibi. Telefonumun son arananlarında bile adın mevcut değil. Sana karşı cümlelerimin hepsi cevap, hepsi kısa cümleler hatta hepsi yalnız kelimeler; evet, hayır, tamam, peki..
Başka ayrılıklar gibi "Hayır suç sende değil, tamamen bende" demeyeceğim sana çünkü suç sende. Senin kaprislerin, bencilliklerin yüzünden bu hale geldik. Eskiden benim cevaplarımın, fikirlerimin bir önemi olurdu. Artık sadece kendini onayladığında mutlu olduğun iç sesim. İç ses: bu günlerde kim, ne kadar ciddiye alıyor ki..
Özlediğini söylüyorsun sürekli, benimse içimdeki ışık dibini aydınlatmıyor. Bu sebeple hep karanlığım, hep bir başka ışık arayışında. En son seni öpmeyi ne zaman hayal ettim, ettim de istedim?.. Çok uzak.. Sana özlem de aşırı mahzunum...
Eskiden evleneceğim kadın sensin derdim, sen bana bakarız derdin. Artık lütfen bakma. Meğer ne yanlış bir kararmış. Çok belli ki ben sudan çıkmak istemezken, sen yüzme bilmeyensin. Sen güneşten korkarken ben aydan korkanım. Eskiden o ay çıktığında senin güzel, uykulu yüzünü izlerdim. Şimdi ay başlarında, sonlarında senin evine girmekten çekiniyorum, olur da gece yarısı uyanırım diye.
Farkındaysan sorunlarımıza dair örnek vermiyorum. Belki sorunumuz da yoktur. Sorun şu ki, duygusal bir birliktelikte söz sahibi sadece duygularındır. Duygularıma söz geçiremiyorum ve onlar Nagihan demeyi çoktan bıraktılar. Duygularına söz geçirebilen -sen kendini düzeltmedikçe, duyguları zamanla aksini iddia edecektir- birini bulman dileğiyle .
Sağlıcakla kal..
-Aşkım bilgisayarın başından kalk da Perlot'a gidelim, bir haftadır gitmiyorum oraya, yemekten sonra da yeni bir aşk filmi çıkmış onu izleyelim, fragmanını çok beğendim, dönerken de Melike'ye uğrarız.
-Peki Nagihan...
Çok düşündüm ve artık bilgin olsun istiyorum. Açıklama yapmadığım her gün kendimi daha da yalancı hissediyorum. Bizim aramızda olanlar sanırım artık pek aramızda değil. Eskiden paylaştığımız hisler artık sadece senin tekelinde. Geceleri senin düşündüğün gibi yıldızlara bakıp seni düşünmüyorum, eskisi gibi. Telefonumun son arananlarında bile adın mevcut değil. Sana karşı cümlelerimin hepsi cevap, hepsi kısa cümleler hatta hepsi yalnız kelimeler; evet, hayır, tamam, peki..
Başka ayrılıklar gibi "Hayır suç sende değil, tamamen bende" demeyeceğim sana çünkü suç sende. Senin kaprislerin, bencilliklerin yüzünden bu hale geldik. Eskiden benim cevaplarımın, fikirlerimin bir önemi olurdu. Artık sadece kendini onayladığında mutlu olduğun iç sesim. İç ses: bu günlerde kim, ne kadar ciddiye alıyor ki..
Özlediğini söylüyorsun sürekli, benimse içimdeki ışık dibini aydınlatmıyor. Bu sebeple hep karanlığım, hep bir başka ışık arayışında. En son seni öpmeyi ne zaman hayal ettim, ettim de istedim?.. Çok uzak.. Sana özlem de aşırı mahzunum...
Eskiden evleneceğim kadın sensin derdim, sen bana bakarız derdin. Artık lütfen bakma. Meğer ne yanlış bir kararmış. Çok belli ki ben sudan çıkmak istemezken, sen yüzme bilmeyensin. Sen güneşten korkarken ben aydan korkanım. Eskiden o ay çıktığında senin güzel, uykulu yüzünü izlerdim. Şimdi ay başlarında, sonlarında senin evine girmekten çekiniyorum, olur da gece yarısı uyanırım diye.
Farkındaysan sorunlarımıza dair örnek vermiyorum. Belki sorunumuz da yoktur. Sorun şu ki, duygusal bir birliktelikte söz sahibi sadece duygularındır. Duygularıma söz geçiremiyorum ve onlar Nagihan demeyi çoktan bıraktılar. Duygularına söz geçirebilen -sen kendini düzeltmedikçe, duyguları zamanla aksini iddia edecektir- birini bulman dileğiyle .
Sağlıcakla kal..
-Aşkım bilgisayarın başından kalk da Perlot'a gidelim, bir haftadır gitmiyorum oraya, yemekten sonra da yeni bir aşk filmi çıkmış onu izleyelim, fragmanını çok beğendim, dönerken de Melike'ye uğrarız.
-Peki Nagihan...
Yorumlar