Sadakatsiz Adamın Suç Defteri-1
—Fatma’yı aldattım mı?
—Evet aldattım. Ya Nehir’i?
—Evet, onu da. Zehra?
—Fatma’yı onunla aldattım. Zehra'yı da aldattım sayılır mı?
Sevişme hastalığına yakalandım sanırım. Haftada bir, sabahtan önce iki-üç doz... Bazen tek ama kallavi... Yaptığım bir istatistiğe göre toplamda 3saat süren yakınlıktan sonra ben ne kadar fazla tatmin olduysam kahvaltı o kadar iyi hazırlanıyor. Bu da Türk kadınının karakteristiği sanırım. Zira doğuya gidince güzel bir kahvaltı için iyi bir referans gecesine ihtiyaç duymazken, batıya gidince kahvaltıyı hazırlayan ben olmaya başlıyorum. Sigara niyetine...
Bir keresinde batılı biriyle doğuda birlikteydim. Gece olan performansımı unutturmak, akıllarda daha farklı kalmak, Türk erkeğinin imajına zeval gelmesini önlemek için, kalktım yerel peynirlerin de eşlik ettiği, taze domatesle köy ekmeğinin flört ettiği bir kahvaltı hazırladım. Tabi güzel bir çay da demledim-geçmişte çay demleme konusunda hep sorun yaşamışımdır. Çayları ince belli orta boy bardaklarımıza doldurdum, güzelce kaymakladığım ekmeğin üzerine bira sarısı, köpüksüz, şekersiz baldan sürdüm. Şekerli tadın yoğunluğu ile ilk çaylarımızı hemen bitirdik. İkinci çayları koymak için çaydanlığa davrandım. Onun bardağını doldurdum, benimkini doldururken baktım ki çaydanlığın dibinde su kalmamış. Gülmeye başladı. Anlamsızca yüzüne baktım. Çaydanlığın altını biraz daha salladım, birkaç damla daha düşer mi diye. Gülmesine katılarak devam etti. Ne olduğunu sordum?
-Siz Türklerin elinin hiç ayarı yok, elinizde ne varsa zamansız bitiyor dedi.
İngilizler: 1 - Türkler: 0
Yorumlar