Anneannemin Hikayeleri (3)
Büyücü Kadın - Bölüm 3
Kırmızı gözlerle göz göze geldiği sırada kulağının dibinde
şiddetli bir at kişnemesi duymuş. Kulağında, atın nemli ve sıcak nefesini
hissetmiş. Hemen yanındaki sese dönmüş
ama ses görünebilecek bir vücuda sahip değilmiş. Sesten sonra camdaki kırmızı
fenerlere bakmış ama bu defa camda ne kırmızı, ne de beyaz gözler varmış. Ay
ışığı kaldığı yerden odaya girmeye devam ediyormuş. Tehlike gitmiş görünse de içini
kaplayan korku kalbine büyük geldiği için babasının yanına gitmek üzere
yatağından kalkmış, ayağa kalkıp dikildiğinde kapıda boşlukta dalgalanan pelerini
görmüş. Kırmızı gözler onun gözlerinin içine bakarken, çığlık atmaktan başka
yapabileceği bir şey yokmuş. Onu da yapamamış. Gene nefesi düğümlenmiş, ses
çıkmamış. Hemen arkasını dönüp, pencereye koşmuş. Oturdukları tek katlı evin
penceresinden aşağıya atlamış ve koşmaya başlamış. Arkasına bile bakacak
cesareti yokmuş. Çıplak ayaklarının altına batan taşlar, çalılar onu
yavaşlatmıyormuş. Kahvenin önüne kadar koşmuş. Kahvenin içi o saatte tamamen
doluymuş. Bir koşu kahvenin açık kapısından içeri dalmış. Evde siyah pelerinli
bir şeyin olduğunu, annesiyle babasına kötü şeyler yapabileceğini söylemiş.
Kahvedekilerden bir allahın kulu kafasını çevirip de ona bakmamış. Komşuları
Rıza amcayı görmüş, yanına gidip kolundan sarsmış. Rıza amca kafasını ona
çevirmiş, yüzüne odaklanmadan ona doğru bakmış. Kâğıt oynadığı arkadaşlarına
dönmüş tekrardan. Ninem tekrar bağırış çağırış, Rıza amcayı dürtmüş. Bu sefer
bağırıp çağıran Rıza amca olmuş. Rıza amca cinlerden bahsederek kahveden koşup
çıkmış. Arkalarında şaşkın insanlar bırakarak, ninem de arkasından koşup çıkmış
hemen. Rıza amca camiye koşuyormuş. O da arkasından koşmuş. Adam ne kadar hızlı
koşarsa koşsun, bir adımda onun yanına gelebiliyormuş. Çok zevkliymiş. Şerefesinin
ışıkları henüz yanmamış camiye doğru ilerlerken ninem derenin karşı kıyısında pelerinli
şeyi görmüş. Su boyunca ilerliyormuş. Pelerinli buradaysa anneleri güvende diye
düşünmüş ve pelerinli şeyin arkasından onu takip etmeye başlamış. Pelerinli
köprünün üzerinde yürürken suda tekrar o yeşil ışığı görmüş. Yeşil ışık,
pelerinliyi görünce büyük bir hızla nehirde ileri geri hareket etmeye başlamış.
Pelerinli de onu görünce köprünün üzerinden geçip, patikadan nehre inmiş. Suda
yeşil ışığa bakmaya başlamış. Tam yeşil ışığa dokunacakken, durmuş. Tekrardan
heykelimsi hareketsizlik başlamış, sadece saçları dalgalanıyormuş. Yere kadar
uzanan saçları suya değip ıslanmaya başlamış. Suya değen saçları dalgalanmayı
unutup, suyun içine doğru ilerliyormuş. Pelerinlinin eli su yüzeyinde o şekilde
dururken, sanki saçlarından onu suya çekiyorlarmış. Ninem bir anda saçlarının
ıslanmaya başladığını hissetmiş. Sonra bir el saçlarını okşamaya başlamış,
arkasını dönmüş. Büyücü kadını görmüş, büyücü kadın ona artık bu yolda beraber
olduklarını söylemiş. Büyücü kadının cümlesi biterken gözleri yeşile dönmeye
başlamış, gittikçe büyüyen, gözü kamaştıran yeşil ışık karşısında gözlerini
önce kısan daha sonra kapatan anneannem gözlerini açtığında karşısında bulanık
suyun içinde pelerinli kadını görmüş. Elini derenin üzerinden çekmiş. Sakince
evine doğru yürümeye başlamış. Eve vardığında annesine yardım etmiş, akşam
yemeğini hazırlamışlar. Akşam ezanı bittikten 20dakika sonra babası gelmiş.
Yemekte şimpsi varmış. Ne kadar uzun zamandır yemediğini düşünmüş. Afiyetle
yedikten sonra sobalı odada, ay ışığı altında derin bir uykuya dalmış.
Sabah uyandığında annesiyle kahvaltı yapmak için ekmek
almaya gitmiş. Bakkalın önünden geçerken büyücü kadını görmüş, sanki boyu yirmi
santim daha uzunmuş. Yanakları dolgun ve kırmızı, yüzü alabildiğine çekiciymiş.
Kendine çok daha fazla güvenen bir yürüyüşü varmış. Onu bu şekilde gören kimse
arkasından büyücü kadın diyemezmiş. Bakkaldan bir şeyler satın almış, bakkala
teşekkür edip çıkmış. Onu konuşurken ilk defa görmediği için şaşırmamış ama
bakkalın niye şaşırmadığına şaşırmış. Bakkal da ona iyi günler dedikten sonra,
onun şaşkın bakışları arasında kadın uzaklaşırken, o bir anda bacağında acı
hissetmiş, arkasını döndüğünde orada top oynayan mahallenin haylazlarından
birinin ona taş attığını fark etmiş. Bir şey diyecek olmuş, sesi çıkmamış.
Korkup, eve dönmek üzere yola koyulmuş. Arkasından, birisi omuzuna isabet eden
iki taş daha gelmiş. Ninem durmadan yoluna devam etmiş. O gece o üç çocuk da tuvalete
yetişemeyenlerden olmuş.
Son

Yorumlar