Sütlü Beyin - 4


Bölüm 4- Kapıdaki kaslı adam

Yaşlanıyorum, metabolizmam yavaşladı. Bir yıl öncesinin armut göbeği, bu yıl kavun tarlalarında takılıyor seneye de karpuz olma yolunda. Saçlarım dökülmeye başladı. Beyazlasa iyiydi de, şu dökülme büyük sıkıntı. Bütün arkadaşlarım evliliklerini bir çocukla taçlandırdı, bizde tık yok. Gerçi çocuk da çok büyük karar, sırf annem torun istiyor diye verilecek bir karar değil. Sonuçta ben de karnımda taşımayacağım. Önce karımın istemesi lazım. Bakalım şu kariyer basamaklarında duraksamayı göze alabilecek mi? Biz niye hiç çocuk konusunda konuşmadık ya. Yoksa karım benden çocuğu olsun istemiyor mu? Yoksa hala benim çocuk olduğumu mu düşünüyor? Yok ya yaşlandım artık ben. Artık kimse yaşımı da sormuyor. 18, 24, 25 her türlü sınırdan büyüğüm. Bir gün bir bara girmeden kapıdaki güvenliğe para verip, yaşım için kimliğimi sormasını isteyebilirim. Bunun için para veririm. Para verip kendimi kandırırım. Para verdiğimi ben bildikten sonra hiçbir anlamı yok ki. Zaten beni küçük görmediğini bileceğim. Keşke karım benden habersiz gidip güvenliklere üç-beş bir şeyler atsa.
Avokadoyu tereyağı gibi kızarmış ekmeğin üzerine sürüp, üzerine biraz da karabiber eklenmesine bayılıyorum. Ama şu an bunu hazırlama sebebim karımın bayılması. Çünkü onu mutlu etmem gerekiyor. Zaten mutlu değil mi? Bence mutlu ama işte bendeki biraz suçluluk duygusu. 50Euromun karşılığında bana yapılanlardan dolayı, iş seyahatimi erken bitirip eve geldim ve içimdeki aldatmış hissi yüzünden, bu akşam yemeğini hazırlıyorum. Sular da akmıyor aksiliğe bakar mısın? Akmadığı gibi bulaşık makinesi de ağzına kadar dolu, tezgâhın üzerine de yığılmış bir sürü bulaşık var. Yağ bıçağı bulamıyorum işe bak!? Bu kadın cidden evi boşlamış, bütün tabak çanak kirli. Çat kapı bir misafirimiz gelse ne yapacağız? Neyse ki karım ve benim için yeteri kadar kaşık, çatal ve tabak varmış.
Son olarak şarabımızı da karafa doldurduktan sonra sofra tamamıyla hazır. Karım her zamanki geliş saatinden 20dakika gecikti. Avokadolu ekmeklerim bu yirmi dakikada samimiyetini kaybettiler bile. Karım acaba eve gelmeyecek mi? Arkadaşlarıyla bir yere gideceği zaman hep haber verir. Bu sefer niye vermedi? Acaba kötü bir şey mi geldi başına? Yoksa o da beni mi aldatıyor? Ben biliyordum zaten böyle olacağını. O kırmızılı sokağa hiç girmemeliydim. Olacağı buydu. Ne demişler, başkalarına nasıl davranırsan iki katını kendinde görürsün. Buradan yola çıkarak karım beni iki adamla birden aldatıyor. Adi orospu! Bunu ona ödeteceğim, beni benim yaptığımdan fazla aldatmak neymiş öğrenecek o. Acaba gelmeyip, başka bir kadından daha mı imza isteseydim? Ama o zaman karım 4 erkekle birlikte olurdu. Yok yok, bu kadar da yeter. Ben burada bütün gece ona yemek hazırlıyayım. Erken gelip sürprizler yapayım. Hanımefendi dışarılarda gününü gün etsin. Bu karımın sesi değil mi? Geldi aşkım sonunda. Ama yanında da bir adamın sesi var. İşte âşığını da getirmiş yanında. Bunlar kapıdan girince ikisinin de kafasını patlatmalı. Bıçaklasam mı kafalarına sert bir şeyle mi vursam? Ya ben karıma nasıl kıyarım ki? Hadi o öküzü öldürürüm de, karıma kıyamam ki.
Yuh ya bu yaşlı adam için mi bütün bunlar! Kapı gözetleme deliğinden baktığım kadarıyla adam benden oldukça iri, demek gözü kaslı erkeklerdeymiş. Bana söyleseydi birkaç yılda o adam gibi kaslı olurdum ki. Acaba adamı parayla mı tutuyor? Yoksa adam mı karıma para veriyor! Allahım nerde bu sivrili, sopalı, kafa yarmalı şeyler?
Karım da hala anahtarını arıyor. Hep telaşlı olduğunda, anahtarını zor bulur. Komşular görecek diye panik yaptı tabi. Yok yok ben medeni bir insanım kapıyı açıp konuşayım onlarla. Bak bak hemen de benim gelişime sevinmiş gibi yapıyor. Kim bu adam kim?

-          Tatlım bizim borulardan biri patlamış, alt kata su akıyordu, kaç gündür su vanası kapalı. Ben de tesisatçı çağırdım. Ah sen bana yemek mi hazırladın? Ay canııım. Avokadolar, şaraplar…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Ucunda

Arabalarım ve Hurdalarım

Martin