Bir Kadının Aşk Güncesi-1
16santim! Şu an
16santim. Dünya ortalamasının 8-9 civarında olduğu söyleniyor. Türkiye’de
kadınlara 8 santim yetiyor zaten. Meslek gruplarına göre bile ayıranları
var. En kısayı öğretmenler tercih
ediyormuş. Onların ortalaması 5. Bazı araştırmalara göre zaten 5 Santimden
sonrası gösterişmiş. 5ten sonrası ile övünenlerin, aradaki boyut farkını egolarında
depoladığı söyleniyor. 16 ile baş etmek bile bu kadar zor iken daha uzunu ancak
sahne performansçılarında olmalı. Sonunda hazırlıklarımı tamamladım, rujumu
sürdüm, sokağa çıktım ilk köşeyi döndüğümde topuğum kaldırımların arasındaki
deliğe takılıp kırıldı. 14 gitti, kaldı 2. Topallamak mantıklı bir seçenek değil. Ben de öbür topuğumu elimle kırmak istedim. Gücüm yetmedi. Şu geçen
takıldığım mühendis çocuk olsa bunu kırmak için kesin bir yöntem bulurdu. Acaba
ne bulurdu? İşte buldum! Bu niye aklıma gelmedi ki? Ayağıma taktım ayakkabımı
ve kaldırımın arasındaki deliğe soktum. Hırçın bir bilek hareketiyle, artık
topuksuzum. Zaten uzun olan boyumu daha da artırmaya pek gerek yoktur, belki
de.
Saten kırmızı elbisem
rüzgarda dalgalanırken, bana bakan gözleri fark edebiliyorum. Hepsi rüzgarın
elbisemi daha da havalandıracağı anı görmek için gözlerini ayırmadan beni izliyorlar.
Bu bacak boyumla ve bu elbiseyle bir kaç kişiye
cömertlik yapacağıma kuşku yok. Ama asıl cömertlik birlikte yemek yiyeceğim
beyefendiye bahşedilecek tabi ki.
Ayrılmış masamızda beni bekliyordu. Üzerinde çok şık bir takım elbise vardı. Oldum olası ışığın belli açılarında parlayan kumaşlar beni hep etkilemiştir. Ceketinin kumaşı üzerinde elimi gezdirmek istedim. Arkasından dolanıp, sol omuzundan başlayıp sağ omuzuna kadar sol elimle kumaşın kalitesine ve geniş omuzlarına dokundum. Ben arkasında dolanırken, kokumu ve parmak uçlarımı takip eden burnu, kuyruğunu takip eden kedi gibi döndü, karşımda durdu. Kravatı ceketinden iki ton koyu, gömleği ise açık renkti. Parlak rugan ayakkabıları onu yandan görebileceğim kapıdan girdiğimden beri ben buradayım diye göz kırpıyordu. Kibarlığından ayağa kalkıp, ben oturana kadar, ayakta ceketinin önü kapalı bekledi. Acaba onunla yattıktan sonra da bu kibarlıkta davranmaya devam edecek mi? Genel kıyas buydu, yatmadan önceki halleri ve sonraki. Diyelim ki onu bir iki gece daha görmek istedim, o da beni görmek isteyecek mi? Yoksa odasında sakladığı gizli bir deftere atacağı bir çarpı olmaktan öteye gitmeyecek miyim? Acaba benim adımı taşıyan başka biri var mı? Beni ayırt etmek için yanıma ne yazacak? “Çok bağıran” ?, “Isıran”? , “Çakma sarışın”?. Bir keresinde bir flörtümün evine gitmiştim. Kendime pamuk ararken, banyo dolaplarında böyle defterlerden birini bulmuştum. Eve girer girmez bulduğum için, benim adım yoktu tabi ki. Benim yanımda ne yazacağını çok merak etmiştim. İnsan kendini tatmin etmek için böyle şeyleri duymak ya da okumak istiyor. Okumak, duymaktan on kat güvenilirdir. O sevişmeden alacağım orgazmın on katını, orada olumlu bir şey okursam alırım. Hele ki diğer yorumlara göre benim yorum açık ara önde ise, bu kat yirmiye çıkar. Keşke herkesin bir ilişki defteri olsa, insanlarla yatağa girmeden, hatta yemeğe dahi çıkmadan bu defterden referanslarını okuyup ona göre kararlar alsak. Keşke referans yazanların da referanslarını okuyup, yorumlarının güvenilebilirliğini öğrenebilsek. Kesin orada bile insanlar arkadaşlarına kıyak yaptıklarını düşünüp, bir sürü abartılı cümleler yazarlar. Sonunda da manilerle bitirirler. “Sepet sepet yumurta, iki tanesi tavada…”. Bağımsız kurumlar olmalı belki de, oralara gidip insanlar sertifika almalı. Hatta bazı hödükleri bu kurumlar eğitmeli ehliyet vermeli. “Sevişebilir, B tipi(B= Biseksüel), Protezli".
Ayrılmış masamızda beni bekliyordu. Üzerinde çok şık bir takım elbise vardı. Oldum olası ışığın belli açılarında parlayan kumaşlar beni hep etkilemiştir. Ceketinin kumaşı üzerinde elimi gezdirmek istedim. Arkasından dolanıp, sol omuzundan başlayıp sağ omuzuna kadar sol elimle kumaşın kalitesine ve geniş omuzlarına dokundum. Ben arkasında dolanırken, kokumu ve parmak uçlarımı takip eden burnu, kuyruğunu takip eden kedi gibi döndü, karşımda durdu. Kravatı ceketinden iki ton koyu, gömleği ise açık renkti. Parlak rugan ayakkabıları onu yandan görebileceğim kapıdan girdiğimden beri ben buradayım diye göz kırpıyordu. Kibarlığından ayağa kalkıp, ben oturana kadar, ayakta ceketinin önü kapalı bekledi. Acaba onunla yattıktan sonra da bu kibarlıkta davranmaya devam edecek mi? Genel kıyas buydu, yatmadan önceki halleri ve sonraki. Diyelim ki onu bir iki gece daha görmek istedim, o da beni görmek isteyecek mi? Yoksa odasında sakladığı gizli bir deftere atacağı bir çarpı olmaktan öteye gitmeyecek miyim? Acaba benim adımı taşıyan başka biri var mı? Beni ayırt etmek için yanıma ne yazacak? “Çok bağıran” ?, “Isıran”? , “Çakma sarışın”?. Bir keresinde bir flörtümün evine gitmiştim. Kendime pamuk ararken, banyo dolaplarında böyle defterlerden birini bulmuştum. Eve girer girmez bulduğum için, benim adım yoktu tabi ki. Benim yanımda ne yazacağını çok merak etmiştim. İnsan kendini tatmin etmek için böyle şeyleri duymak ya da okumak istiyor. Okumak, duymaktan on kat güvenilirdir. O sevişmeden alacağım orgazmın on katını, orada olumlu bir şey okursam alırım. Hele ki diğer yorumlara göre benim yorum açık ara önde ise, bu kat yirmiye çıkar. Keşke herkesin bir ilişki defteri olsa, insanlarla yatağa girmeden, hatta yemeğe dahi çıkmadan bu defterden referanslarını okuyup ona göre kararlar alsak. Keşke referans yazanların da referanslarını okuyup, yorumlarının güvenilebilirliğini öğrenebilsek. Kesin orada bile insanlar arkadaşlarına kıyak yaptıklarını düşünüp, bir sürü abartılı cümleler yazarlar. Sonunda da manilerle bitirirler. “Sepet sepet yumurta, iki tanesi tavada…”. Bağımsız kurumlar olmalı belki de, oralara gidip insanlar sertifika almalı. Hatta bazı hödükleri bu kurumlar eğitmeli ehliyet vermeli. “Sevişebilir, B tipi(B= Biseksüel), Protezli".
Yorumlar