Bir Kadının Aşk Güncesi -4
4.bölüm
Mektubu okuduktan sonra
içinde bulunduğum çaresiz ev kadını ruh haline, küfürbaz çingene ruhu da
karıştı. Yaratıcılığımın ne kadar fazla olduğunu ağzımdan çıkan küfürlerden
anladım. Yanaklarımda bir kızarma belirdi. Neyse ki bu küfürlerin çoğunu
telefonu kapattıktan sonra söyledim. Daireme çıktım. Horoz kapıyı açar açmaz
üzerime atladı, sarıldı, beni öpmeye kalktı. İçinde bulunduğum ruh haliyle
elimin tersiyle onu ittirdim ve bağırdım, çağırdım. Tehdit hissettiğinde iki
katım adamları bakışlarıyla hareketsiz kılan korkusuz horozum, bana karşı bayat
tenor sesi ile odanın uzak köşesinde pusarak karşılık verdi. Onun bozguna
uğratılmasını gördükten sonra sinirlerimin bozulduğunu fark ettim ve o korksa
da ona tekrardan sevecen yaklaşıp, sarıldım. Buna ister salaklık deyin, ister
aşırı sadakat, az önce yaptıklarımı unutması on saniye sürdü-sürmedi.
Çok gergindim ve
sevdiklerime hak etmedikleri şekilde davranabiliyordum. Önümde iki seçenek
vardı, 1- Prozac, 2- İyi sevişen bir adam. Prozac evde yoktu. Takdir edilmesi
gerekir ki bu ilaçları geciktiricili lateksler gibi evde stok halinde
tutamıyorum. İyi sevişen adam elimdeki hatırı sayılır arşive rağmen, o kadar
kolay değildi. Çünkü genel olarak ben kimseyi aramam, arayanlardan seçerim.
Sevişecek birini bulmak
kolay. Şehrin en havalı gece kulüplerinden birine oldukça seksi bir halde
gidiyorsun, sonra ben avım diye bağırmaya başlıyorsun (bu kısmı alkolle
sağlıyorum). Kafese güzel bir avcı girince,
önce avım diye bağırmayı kesiyor, imdat diye bağırıyorsun. Daha sonra
onun farklı olma nedenlerine inanıyorsun. Derken bu geçiş noktalarından birinde
avcının nasıl öpüştüğünü öğreniyorsun. Bu işin konu başlıkları böyle, detaylar
için daha çok vaktim olmalı.
Şu parasız durumumda
gece kulübüne gitmek, toplu hesapları ödemeyeceğimi bilsem bile, oldukça lüks
bir yaklaşım ve kredi kartının genelde geçmediği bir yol. Lanet olsun “bağzı”
taksiler. Her zaman ki gibi içeri giren en seksi kadın benim imajımla, mekâna
adımımı attım. Güvenlikten geçince birkaç sonradan görme hemen masalarına davet
etti beni. Amacım şu an bu da olsa, bu işi para için yapmıyorum, bu kadar kolay
bir lokma olamam. Ayrıca sağlıksız beslenip, kurbanlık kıvamına gelmiş bu
adamlardansa, vaktinin çoğunu six packlerine harcayanlar ile kaynaşmak daha
makul. En nihayetinde bu işi hayır veya para için yapmıyorum.
Kendi seviyemi 10 üzerinden 9 olarak belirliyorum. Bana göre dünyada 10
olamaz. 10 kusursuzluktur ve herkesin en
az bir kusuru vardır. Kusursuzum demek bile bir kusur işareti değil midir?
Kusursuz bir erkek olmadığını da deneyimlerimle öğrendim. Şu an burada 9luk bir
erkek arıyor gözlerim. Ben beyaz atlı 9umu beklerken bir tane kibar 6, bir tane
çok zengin görünümlü 8(parası kişiliğinin önünde durduğu için onu hemen eledim)
geldi önüme. İkisine de kibarca teşekkür ettim. Fakirim ama nezaket bende.
Sonra gizemli bir 7 girdi kulübün daha sessiz bar kısmına. İfadesiz yüzüyle
doğrudan bara yöneldi, barda iki tane buzsuz, sek jack danielsı hüp diye içine
çekti. Sonra şöyle bir etrafına baktı. Kafası etrafı tararken, beni görünce
burnunda kırmızı ışıklar yanıp, söndü ve beyninde meşgul tonunda olan bip bip
sesleri, çevir sesine dönüştü. Kardiyo makineleri için kalbin durduğuna işaret
olan bu durum, aslında bende de benzer bir etki yarattı. 7ydi 7 olmasına ama o
nasıl bir karizma, nasıl bir duruş. Yolda yürüse on çirkin kızdan 5i bakmaz bu
adama. Ama öyle bir enerjisi var ki, şu an avım diye bağırmak istiyorum. Onu fark
etmemiş gibi yapmaya çalıştım ama o beni görüşünün 3. Saniyesinde kalktı taburesinden
geldi yanıma. Karşıma geçti, gözlerime baktı. “Siz kadınların allah belasını
versin, hiç biriniz ne istediğini bilmiyor, çoğunuz için tek güdü para! Üstüne üstlük
hepiniz de cimrisiniz”, Aklımdan ilk geçen kredi kartı borçlarım oldu. Hassas
noktaya değinmişti. Ne kadar yakışıklı, karizmatik olursa olsun. Hiç kimse bana
böyle bağırıp çağıramaz ve ben de oturup ona cevap verecek kadar küçülemem.
Gözlerimi ondan ayırmadan, masadan telefonumu alıp, dikdörtgen çantamın içine
koydum. Benim hızlıca kalktığımı görünce sustu. Hemen dışarıya çıktım. Bütün
filmlerde olduğu gibi 10 saniye sonra arkamdan kapı açılacak ve benden özür
dilemeye gelecekti. Bense ona küfür ede ede, polisi arayacağımı söyleyerek
oradan ilk geçen taksiye bir ton para vermek üzere sinirlerim alt üst
ayrılacaktım oradan. 11, 12, 13, 14.. kapı açılmadı. Bir terslik olmalı diye
düşündüm, adımlarımı yavaşlattım. Adamdan çok rahatsız olmuş olsam da, arkamdan
gelip özür dilemesini, pişman olmasını bekliyordum. 30, 31, 32 ve durdum.
Geriye doğru baktım. Kulübün önünde sigara içen bir kadın ve onu götürmeye çalışan,
sigara içmeyen bir adamdan başka kimse yoktu. Tepem attı. Geri döndüm. İçeri girdim.
O hayvana söyleyecek iki çift lafım vardı. Kapıdan girdiğimde az önce kıçımla
ısıttığım sandalyede onu gördüm. Yerime oturmuş, masada yarım kalan içkimi
içiyordu. Bu ne biçim bir adamdı! Karşısına geçtim, işaret parmağımı namlu, başparmağımı
gez yaptım. Fakat bir türlü tetiğe basamıyordum. Karşısında öfkeli bir ruh
halimle dikildim, ağzımı açtım. Tek kelime söyleyemedim. En sonunda o kalktı, yaklaştı.
Nefes sıcaklık sığama girdi. Ağzımdan bir “Hayvan!” çıktı. Gözlerime bakarken
şaşırdı ya da ben öyle olduğunu düşünmek istedim. Tekrar terk ettim mekanı, bu
sefer kapıyı arkamdan vurdum. Artık biraz daha rahatlamıştım, doğruca eve
gideceğim. Tüm süratimle köşedeki taksi durağına doğru yürüdüm. Artık o adam umurumda
değil. Rahatım, huzurluyum. 11,12,13,14 … gelmesin istemiyorum zaten… 22.23,24
taksiye bindim. Taksiye semti söylerken bir gözüm hala kapıdaydı. 30,31 kapı
açıldı, kapıdan biri çıkarken, taksi köşeyi döndü.
Yorumlar