Issız Adadan Kaçmış Güzel Prenses ve Issız Ormanda Başı boş Dolaşan, Deri Ceketli, Gözlüklü Finansçı Adamın Kısa Hikayesi

2- Jon Snow ve Kırmızı Başlıklı Kız



Alnı açık bir adam... Issız bir ormanda... Tek başına yürüyor. Gözünde Prada çerçeveli, numaralı gözlükler. Cam kalınlığını gizlemek için kalın çerçeveli gözlük kullanıyor. Camları; 7şer numara miyop. Delikanlı yağmurda şemsiyesiz dolaşmaktan, soğuk havalarda sıcak ortamlara girmekten nefret ediyor. Aslan burcu, yükseleni yay ama o daha bilmiyor. Çünkü o çağda yükselenmiş, burçmuş kimsenin haberi yok. Oğlan, üzerinde oğlak derisi ceketiyle gerçekten çok havalı. Çok tahsilli; kız lisesinin derslerini dışarıdan izlemekten ona da bir diploma vermişler. Arkadaşları arasında okuduğunu anlayabilen bilen bir tek o var. Dikiş-nakış desen, tığ oyasıyla çeyizini düzmüş, temizlik desen avuçlarının içi vileda sapı tutmaktan nasır bağlamış, yemek desen... İşte onu pek bilmiyor, hep annesine yaptırıyor ama tarifine bakarak çok güzel puding yapabiliyor. Karnı mı acıktı, hemen oracıkta bir tuzak kuruyor, ağına düşürdüğü dev sincabı bir çırpıda yaktığı ateşte afiyetle yiyor. Delikanlı çok gaddar, hiç acıması yok. Hayvanlardan hiç korkmuyor, kurtlar, sırtlanlar, aslanlar, tilkiler, kaplanlar, yarasalar, foklar ve deniz atları hariç. Bir keresinde babasının hanına dadanan, 3 hırsızın 1ini tek başına yakalamış. Halk arasında kendini arkasından, Süpermen olduğu yönünde bahsedildiğini düşünüyor, ama süpermeni bilen yok, icat edilmemiş daha. Zaten devir de Robin Hood devri.

Karaya ayak basan, güzel prenses denizden uzaklaşmış... Deniz durgunluktan uzaklaşmış, dalgalı. Çünkü çok lodos var, romatizmalılar şikayet etmekte, yosunlar hep sahile vurmakta. Prenses ormana doğru kaçmalı, yoksa fırtınadan korunamaz. Rüzgar saçlarının fönünü iki dakikada bozdu bile, yağmurun, şimşeğin eli kulağında. Prenses ormana girdi bile ama o da ne, karşısında dev bir kurt. Neyse ki kurt onu görmedi. Kurt bir ağacın arkasında yolu gözlüyor, yolda kimse yok. Kurt meğer tuvaletini yapıyormuş. Kurt öylece ortada bırakıyor yaptığı şeyi, üzerine kum atma, yaprak atma, tüy dikme gibi adetleri yok. Prenses çok sinirleniyor, ormanda zabıta görevlileri olmalı diye düşünüyor ya da belediye bu iş için uygun poşetler bulundurmalı yol kenarında diyor. Prenses işte böyle, hep şikayet, hep şikayet. Hiç icraat yok. Halbuki gidip başvursa gerekli mercilere, bir prensesin sözü kanundur. Kim uymayacak?! ... Babası tabi ki. Babası ona öyle kızgın ki, ne olurdu Yukarı Laverton'ın prensiyle evlenseydi? Çocuğun ondan 3 yaş küçük olması mı sorun yani? Daha iyi, zengin olurlar işte. Bu kızın kafası hiç basmıyor. Şimdi bir şey derdim de neyse... Kurt uzakta bir hareketlilik seziyor. Yağmurda koşan alacalı renkli kapüşonlu küçük bir kız. Elinde de yemek sepeti(XYZS bu kodu girin 8. Pizza %40 indirimli) var. Prenses sessizce izliyor ama ürpermedi de değil, hava bozdu çünkü. Koşan kızın kapüşonun rengi solmuş, annesi çamaşır suyuna basmış kırmızı kapüşonu. Olacak iş mi Allah aşkına? Ne biçim kalmış rengi. Minik kız ıslanmaya başladı bile, yağmur kıyafetini sırılsıklam etti. Yeni belirmeye başlamış vücut hatları ortaya çıktı. Kurdun ağzı sulandı. Kızın üzerine artık yağmur damlaları düşmüyor, bütün damlaları yukarıdaki gürbüz ağaçlar ve yaprakları yönlendirip kendi köklerine akıtıyor. Kurt ağacın arkasında daha da pustu. Kızla aralarında 5metre var-yok... Var, var. Kız son adımlarını atıyor, kurt bir çırpıda canını alıverecek gibi kızın. Minik kız ıslığıyla bir melodi çalıyor, eli bir yandan sepetinin içine gidiyor, kurt bunu görünce hırıldamaya başladı, kız eliyle örtünün altındaki büyük cismi kavradı, kurt yerinden fırlamaya hazırlanıyor, kurt kızın üzerine atıldı… Prenses çalıların arkasında dona kaldı... Minik kız keyifli… Oğlak derisi ceketli delikanlı uzaktan görüntüye girdi. Kadrajında 2 canlı, kıza koşan kurt, ıslık çalan şarkı söyleyen minik kız. Güzeller güzeli, panik prenses çalıların arasında, onu fark eden yok. Deri ceketli oğlan tehlikeyi sezdi; minik kız, dev bir kurt tarafından öldürülmek üzere. Hemen okunu kavradı, yayına taktı. Bütün gücüyle gerdi. Aslında o kadar da çok gücü yok, yayı gerdikten sonra eli titremeye başladı. Oku fırlatmak üzere, minik kıza kurt çok yaklaştı. Kurt ağzını açtı, artık minik kız da onu görüyor. Ok yaydan fırladı, Prenses çok korktu çığlık atıyor. Minik kız örtünün altından bir beyzbol topu çıkarıyor. Topu kurda atmak üzere, belli ki oyun oynayacaklar… Ok havada kurda doğru ilerliyor. Top kurdun geldiği yönün aksine doğru fırlatıldığı için, havada onu fark eden kurt hemen yön değiştirdi, topu bir çırpıda yakaladı… Ok kurdu ıskaladı. Beyzbol topunu kurt geri getirdi, kızla sarıldılar. Minik kız çantasından kurda yiyecekler çıkardı, beraber piknik yapmaya başladılar. Oğlak deri ceketli genç, kralın finansçısı. Böyle hatalı bir atış yaptığı anlaşılırsa, işinden, itibarından olur. Hemen kimseye görünmeden uzaklaşıyor. Kız ve kurt pikniğe devam. Top fırlatmalar, kahkahalar, şakalaşmalar. Kız kurda isim vermiş, Jon Snow diyor ona. Çalıların arasında bir hareketlilik yok, okun geldiği yer burası. Çalıların altından yola doğru biraz kan yayılmaya başlamış...

1.bölüm - Issız Adada Mahsur Kalmış Güzel Prenses ve Beyaz Atlı Yüzen-Koşan-Şehla Adamın Kısa Hikayesi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Ucunda

Arabalarım ve Hurdalarım

Martin