Kayıtlar

Sena -2

Bölüm 2 Adam Kaçırma Yapılacaklar listesi: -Erken kalk -Traş ol -Tavşanı kaçır -Kendine aşık et -Sal tavşanı Bu sabah erkenden kalktım, hemen lavaboya gidip, sıcak suyu açtım. Güzelce sabunu köpürtüp, yüzüme yaydıktan sonra, 3bıçaklı traş makinemle başladım, yüzümdeki istenmeyen tüylere girişmeye. Traş olurken burnum beni çok zorladı. Nezle oluşumdan dolayı sürekli engellenemeyen bir akış var. Ben de baktım yukarı çekemiyorum, aşağı iteyim de bitsin diye, traş olurken sürekli sümkürdüm. Çeneme doğru aktıkça, köpükleri bir miktar azaltsa da kayganlaştırıcı etkisi sayesinde daha pürüzsüz bir traş deneyimi yaşadığımı fark edince, yüzümün geri kalanına da sürdüm. Bugün yapacaklarımı unutmamak için yapılacaklar listesi oluşturdum. Bir filmde görmüştüm, böyle olunca daha düzenli olunabiliyormuş. Nevzat’ın ailesi beni istemeye geldikten sonra hayatımda daha ciddi bir döneme gireceğim diye şimdiden hazırlıklara başlamış oldum. Nevzat’ın okulu sabah 9da başlayıp, akşam 5te bitiyor....

Dilekçe

Sayın metrobüs müdürü, Sizden şikayetçiğim. Otobüsleriniz çok hızlı gidiyor. Her sabah babam beni okula bırakırken, otobüsleriniz yanımızdan sipidi gonzalez gibi geçiyor. Biz duruyoruz. Bu durum babamı kötüklüyor. Beslenme çantası boş öğrenci gibi utanıyor, sıkılıyor. Zaten saçlarının tepesinde her geçen gün oyuncak arabalarım için oyun alanı artıyor diye çok üzülüyor, bir de siz üzerine geliyorsunuz. Tam oluyor yani. Benim sıradan bir vatandaş olmadığımı anlamanız için biraz kendimden bahsetmek isterim. Henüz 8buçuk yaşında olmama karşın, sınıfımızda araç gereç koruma kolluğu başkanlığı görevimi 2 yıldır intiharla sürdürmekteyim. Sınıf arkadaşlarımca (B şubesi) bilinen özerkliklerim arasında liderlik, dürüstlük, temizlik, misket şampiyonluğuğu, el yazısı düzgün gibi bi şeyler yer almaktadır. Ayrıca sınıfın en çalışkan kızı Sezin’in zaman zaman bana aşık olduğu söylentisi de sınıfımızda oldukça yayıktır. Öğretmenim Yeşim, benimle gurur duymaktadır. Ders zili çaldığında hep zaman kend...

Söylemlerim

Duygularımın en yoğun olduğu anlarda Kelime çuvalım hep deliktir benim. Ne zaman doğru olanı söylemek istesem Ayağımın dibinde kelimeler.. Köşeyi dönüp de çarpışınca Kelimelerin birini yerden alıp da ağzıma atamam. Yerden bir şey alma, yeme, çöpe at der büyükler. Duygularımı nasıl çöpe atarım!?.. Öpüp alnıma koysam?   Konunun en hassas olduğu anlarda Çenemin dibi deliktir benim. Ne zaman susmam gerekse Yaramaz kelimeler kaydıraktan dışarı.. Ardından bir çürük diş sızısı Çuvaldan incirleri ayıklama çabası…

Sena

Bölüm 1 Büyük Aşk Ağzıma attığım an, tükürüğümle çözülmeye başladı. Ekşiymiş biraz ama tadı fena değil. Hemen eridi, kayboldu. Biraz daha büyük bir parça alıp hemen tekrar deniyorum. Hoop bu da eridi yok oldu. Hoşuma gitmeye başladı aslında ama tekrar dolması için beklemem gerekecek sanırım. Keşke nezle olsaydım o zaman dolmasını hiç beklemezdim, gerçi o zaman da kıvamı daha akışkan oluyor. Neyse annem bana bunun için de kızmadan kurtulmalıyım bu huyumdan. Gerçi annemin bana kızmadığı konu yok ki. Geçen de Nebahat teyzenin bakkaldan aldırdığı yoğurdun tadına baktım diye kızdı, ne var ki bunda? Yaşım 37 olmuş hala ne yiyip, ne yemeyeceğime karışıyor. İnsan biraz kızına güvenir. Geçen de Bob Marley gibi duran saçlarıma takmış kafayı, anne böyle seviyorum diyorum dinlemiyor. Yıkayacakmışım onları, bilmiyor ki yaktım onları ben. Evet yaktım. İnternette araştırdım okudum, rasta yapmak için mum damlatıp yakılıyormuş uçları. Google'n söylemek istediğimi tahmin ettiği sitelerden birinde ...

Oğul

Aslında burnu da benim burnuma benziyor. Gözleri kapalı, onlar hakkında yorum yapamıyorum ama dudakları da benimki gibi, onun da ataları Afrika’dan geliyor sanki. Acaba boyu da uzun mu? Bu şekilde yatarken kestirmek zor. Kilosu benimle kıyaslanmayacak kadar az ama kemoterapide kilosunu kaybetmeyen mi var? Dökülmüş kaşlarında, uyuyan gözlerine rağmen nerede kaldın dercesine bir ifade var. Doğru, nerde kalmıştım? Acı çekiyor mu acaba? Acaba onu daha önceden tanıyor olsam ben acı çeker miydim? Şu an üzülmüyorum ama yılların boşluğundan sonra mutlu da değilim. Niye mutlu olur ki insan bu durumda? 22 yaşından sonra böyle bir haberle hiç tanımadığı birini hastanede görünce, gördüğü için mutlu mu olmalı? Hasta olarak bulduğu için üzülmeli mi? Filmlerde de olur böyle sahneler, -çocuk hiç dinlemeden ağlar kaçar, gider- ama ben çocuk değilim sanırım. Büyüdüm herhalde. Öyle çocukça tepkiler vermeme gerek yok, hem hakikaten çocukça hareketler bunlar. Hemşire yok mu ortalıkta? Geldiğimi haber vere...

Asistan

-Muammer bey aranıp randevu ayarlanacak. -Yeni yönetim kurulu üyeleriyle tanışma toplantısına katılınacak. -Hatırlattığın iyi oldu öğle yemeğinde sigortacılarla görüşeyim. Sen görüşmeleri yap, öğlene kadar bunları aradan çıkartalım. Tamam sen biraz dinle beni, ne söylersem yaz, sonra unuturum aklımdakileri. -Öğleden sonra da karım gelmek isteyecektir. Ona bir bahane bul, gelmesin. Toplantısı var de, beni şirket içinden arayan olursa da sigortacılarla toplantıda dersin. Hikmet ararsa Kemerburgaz'da golf oynadığımı söyle, işlerini halledip o da gelsin. Yazıyorsun değil mi kızım? Yavrucuğum arada tepki ver, uyumadığını anlayayım. -Tamam devam edelim. Bu hafta içi şirket fonlarını şirket çalışanlarına prim olarak dağıtmak konusunda Cemal Bey'in olurunu alacağım. -Cemal Bey'in oğlu ile kaynaşmak için ne yapsam? Tamam, sen bize düzgün bir bowling salonu bul, randevu al. Şu gençle biraz kaynaşayım. Şimdiden yatırım yapmak lazım, aramızı iyi tutayım. E kızım sen her söylediğ...

Unutuldun Haberin Yok

Yenir onlar be.. Çocukluğumdan beri en sevdiğim tatlı onlardır -ki o zamanlar az çok ergenliği devirmiştim, telefonda sesim babamınkiyle karıştırılmaya başlanmıştı. Lise dönemlerimde gördüm onları. İlk görüşten sonra uzun bir süre gözlerim dış dünyaya kapandı. Sadece senin gözlerine netlenmiş dar açılı bir lens vardı artık göz kapaklarıma mesnetlenmiş. Ben sürekli deklanşör sesi duyuyordum ama sen!! Eşek sıpası seni! Ne deklanşörler, ne flaş ışıkları dikkatini çekmiyordu. Bazen yoluna çıkıyordum, engeller gibi, umursamazca yanımdan geçiyordun, bazen uzaktan sesleniyordum, sesime sağırdın. Bir gün bana da dolunay göründü - bir gün dediğim 6ay sonra- çıkardım dişlerimi etrafında dolaşmaya başladım. E arkadaşların da yardımı dokunmadı değil. Tattım.. O ne güzel bir kan kokusuydu öyle. Artık o bal alt dudak şuracıktaydı, üst buracıkta. O kestane şekeri omuz, yastığımın altındaydı- onu yemeyip geceye saklıyordum. Mutluluk benim için ekmek-tuz olmuştu. Tam duygularımızın kusursuzlaştığı za...