Kayıtlar

Tevfik- Bölüm1

Yolculuk Şu renkli lenslerden oldum olası nefret etmişimdir. İris tabakasının üzerinde sanki renkli bir kabuk varmış gibi. Renk; doğal insan gözünde, yuvarlak cam gibi kısmın biraz içerisinde yüzeysel olarak görünür. Göz küresini sanki dilimler gibi ufak bir parçaya ayıran eksendedir. Hâlbuki üzerinde renkli lens varken dış yuvarlağın üzerine yapışmış olarak görünüyor. İnsanlar nasıl aradaki farkı anlayamıyor şaşıyorum. Ben ilk görüşte anlarım böyle şeyleri. Üniversiteden sonraki 8yıllık eğitim hayatımda gözün veya vücudun yapısı hakkında bilgiler öğrendim ama bu farklılıkları görmek basit bir gözlemle mümkün değil mi? Mümkün tabi ki. Asistanım Marry’nin tanıştırdığı bayanlarda hep böyle kusurlar gördüm. Hiçbiri doğal değildi. İçteki doğallık bence dışarı yansır. Yoksa fark etmez ki benim için, gözleri sonradan renklenmiş, dişleri porselen, ince kaşlı, bol rujlu biri olması.. İçeride doğal olmayan birine nasıl güvenebilirim? Bunu defalarca Marry’e anlattım. Her seferinde “ben nerde...

5.Yaşım

Resim
4yaşından biraz büyüğüm varlığında Ellerimin yapış yapış olması hiç sorun değil, Pis kumlarda da oynuyorum, Minik taşlardan da yutuyorum. Burnum akmış mı? Dizlerim mi kanamış? Hiç sorun değil, Elimde oyuncağım var ya, Onu biliyorum, bana yetiyor. 5yaşında çocuk gibiyim seninleyken, Biraz daha hızlansak kanatlandıracağım arabaları Camdan çıkan en kalın birlerimle Ne kadar koşsam, yorulmuyorum. Tişörtüm yapış yapış olsun ne fark eder? Su içesim geliyor terli terli Düşünmüyorum akşam ezanını Dünümü yarınımı, Tekmeliyorum taşları, Yürüyorum kaldırım kenarlarını Derdim yok, param çok Harçlığım var benim! 6yaşına girmem mümkün değil sıcaklığında, Harçlıklarımla gizli gizli sana kaçasım var, Gözümü alıyorsun, Ambalajın çok parlak ve renkli, Parlak kırmızı olmalı Elma şekeri olmalısın, Yerken damla üzerime olur mu? Acaba ben de sapın mı olmalıyım? Yoksa ısıran diş mi? Yıllar çok hızlı geçecek sen yanımdayken Ne pastalardan korkacağım Ne de üzerindeki mumlar...

Aşk Hikayelerim-2

Rakı Bardağım ve Ben Aşkım rakı bardağım, elimde gidiyorum, gündüz gece geziyorum ovalarda, oturuyorum soğuk bir taşa, midemde başlıyor gurultulu bir nihavend. Bakıyorum gökteki koyunlara, hangisi soğuk su katacak acaba ince belli bardağıma, şu köpüren nehir haydari olsa gerek, peynirim de mayalanır şimdi yerdeki bulutlarda. Bardağım da yarenlik ettikten sonra, Keyfim katlanır beşe ona. Önce bardağıma sessiz sakin geliyorsun ya, gören su sanıyor seni, baksana şuna. Bedenim su olup bardakta buluşunca, Kendini buluyorsun beyazlıkta. Aşkım! rakı bardağım.. Bardağın dudağına burnumu dayayıp kokladığım, Kokunu ciğerlerime kadar çekip, promil miktarımı, Endorfin miktarımla yarıştırdığım Karaciğerim için ne yorucu.. Ama ikinci dublen olmaz mı ki senin. Sen her zaman teksin. Kafamın içindesin, bardakta esirimsin. Bardak boşalınca kafamın hakimisin. Off sağlam kafa oldum şimdi.. 1.bölüm

Sena Bölüm 3

Stratejik Dostluklar O kadar akıllıyım ki baltanın tahta sapını kullanmak aklıma geldi. Yanımda getirdiğim bıçakla bu saptan çok tehlikeli keskin bir mızrak yapabilirim sanırım. Başkası olsa kömürlükte keskin bir şeyler arardı. Mac gayver gibi kadınım valla ya da zeyna ya da alice harikalar diyarında gibiyim. Baltanın metal kafasını odun sapından ayırmak cidden zor oldu, önce Nevzat’çığımdan yardım isteyecektim, güçlü kollarıyla hemen ayırırdı onu yakışıklım ama yorulmasını istemedim. Bakarsın akşama beni istemeye gelirler akşam yemeğinden sonra nikah kıyarız, gece de birlikte uyuruz, gücü yerinde olsun yiğidimin. O yorulmasın ben ne baltalar parçalarım onun için. Baltanın sapını elimle kuvvetlice çektim. Çekerken sapının kenarı elimi kesti. Allahım şu devirde keskin bir şeyler bulmak ne kadar zor. Neyse sopasının ucunu bıçakla kalemtıraşla açılmış gibi açtım. Valla çok hoş oldu. Ellerime sağlık. Bu kazıkla Nevzat’ın içinde şeytan falan varsa, ölmeden onları da çıkartabilirim. Rabbi...

Türk Usulü evlilik

Nasıl ki kargaya yavrusu sülün görünür, Sen de bana sülün gibi görünüyorsun, Gaganı ve siyah tüylerini artık fark etmiyorum ki Başka açıklaması yok seni bu kadar beğenmemin. Nasıl ki kirpi yavrusunu pamuk yavrum diye seviyorsa, Ben de seni düşünceli karıcığım diye seviyorum Ama biliyorum ki düşünceli olmasan karım olmazdın Ben de düşünceli ve merhametli olmasam seni almazdım Nasıl ki balıklar yavrusunu sevemez, Hep dokunmadan sevişirler, Bana uzaksın ama dokunmadan sevişebiliyorum seninle Balıklar gibi sevişebiliriz bence Derler ki filler hiç unutmaz, Fil gibisin be kadın Hem kilolu hem hiç unutmayanından Ama benim hafızam o kadar kuvvetli değil, zayıf hallerini unuttum Seni öylesine çok seviyorum ki, Varımı yoğumu senin çürük dişlerine harcayabilirim, Gerçi o kadar servetim yok ama olsun bu uğurda fakir kalabilirim Eşek gözlüm hadi güzel bir çay demle de içelim..

Coffee

As the wind knocks on ceiling, On the hinges, door will have a sound screamy. The lamps have become cold and loose their endless vibration already A soul will join the screams from the window gap, Like a patrol unit guarding eternity. Nobody will realize the transparent body But the dog, named Coffee. A few barks will be heard then a tiny howl Which are the last words from the hairy hole Comes a large angel fairy To balance manager’s dignity Resurrects the lost soul in a fly's body, And bless the coffee..

Aşk Hikayelerim

Resim
1- Altın Yumurtlayan Tavuk ve Dev Nine Aşk fasulyem ol benim, köklerine gübreler koyayım, sarılayım dallarına, kollarında bulutların üzerine çıkayım. Dalların bütün bedenime varlığını hissettirirken, Sen bir fasulye pişir ben etrafta odun arayayım. Önce şu ağacın arkasına bakayım Amanın o da ne? Kocaman, dev bir nine! Devin elinde bir de tavuk! Tavuğun altında sarısı dışına taşmış bir yumurta. Dev tavuğun yumurtasını mı kırmış acaba? Kırılmış yumurtadaki yavru kesin arafta Gül kokulu, orkide görünümlü fasulyem, Sen beni biraz bulutların arasında bekle, Geleceğim hemen bir misafirle. Uyudu dev nine, turuncu entarisiyle Uyan tavuk kardeş, seni kurtarmaya geldim. O nasıl gıtgıdak efendim rica ederim. Zahmeti mi olurmuş, hemen gidelim. Köklerine kurban olduğum yarim, Tanıştırayım, bu tavuk. Kaçtık devden, en zalim. Tavuk ki gariban, fakir, görülmüş hakir. Tavuk kardeş öp yengenin yaprağını koy alnına, Eyvah dev geliyor! Hanım, ört bizi yapraklarınla İndik bul...