Tevfik- Bölüm1

Yolculuk

Şu renkli lenslerden oldum olası nefret etmişimdir. İris tabakasının üzerinde sanki renkli bir kabuk varmış gibi. Renk; doğal insan gözünde, yuvarlak cam gibi kısmın biraz içerisinde yüzeysel olarak görünür. Göz küresini sanki dilimler gibi ufak bir parçaya ayıran eksendedir. Hâlbuki üzerinde renkli lens varken dış yuvarlağın üzerine yapışmış olarak görünüyor. İnsanlar nasıl aradaki farkı anlayamıyor şaşıyorum.
Ben ilk görüşte anlarım böyle şeyleri. Üniversiteden sonraki 8yıllık eğitim hayatımda gözün veya vücudun yapısı hakkında bilgiler öğrendim ama bu farklılıkları görmek basit bir gözlemle mümkün değil mi? Mümkün tabi ki. Asistanım Marry’nin tanıştırdığı bayanlarda hep böyle kusurlar gördüm. Hiçbiri doğal değildi. İçteki doğallık bence dışarı yansır. Yoksa fark etmez ki benim için, gözleri sonradan renklenmiş, dişleri porselen, ince kaşlı, bol rujlu biri olması.. İçeride doğal olmayan birine nasıl güvenebilirim? Bunu defalarca Marry’e anlattım. Her seferinde “ben nerden bileyim onun dişlerinin takma olduğunu?”, “Ben estetik uzmanı mıyım, kadının burnunu ilk görüşte fark edeyim?”, “Evet biliyordum göğüslerinin silikonlu olduğunu fakat bunun senin için sorun olmayacağını düşünmüştüm” gibi açıklamalarla, daha da dibe batıyor gözümde. Sanırım bundan sonraki 35 yılımı da bu şekilde birilerini beğenmeyerek veya onlara kulp bularak geçireceğim. Yoksa ben mi takıntılıyım? Yok canım, sadece prensiplerim var. Herkesin vardır.
Ekonomi bölümündeki asistanım Tiffany benim evde kalacağımı veya sonunda bıyıklı, tek kaşlı, koca götlü bir kadınla evleneceğimi söylüyor. Bıyıklı kadınlar var mı ki? Yıllarca Türkiye’de yurtlarda kaldım, tutucu yurt yönetimlerinden dolayı karşı cinsiyetle samimileşemedim bir türlü, benim bedenini tüm çıplaklığıyla gördüğüm kızların hepsi kara kutunun içindeydi. Ortaokulda arkadaşlarım onları izlemekten zevk alırken, camın arkalarında olmalarının gerçekdışılığı beni onlara hiç yaklaştıramamıştır. Çoğu zaman alay konusu bile oldum; “-Bunlar seni tahrik etmiyorsa, sana gey pornosu açalım?”… (Erkekler de çekmiyor ki beni.. Üstelik doğallar..)
Ani dönüş kararımı vermeden önce geçen hafta, son dersimde bir kız dikkatimi çekti. Esmer, balık etli, kalın bilekli bir hanımefendiydi. İlk defa onu görünce irisim iyice küçüldü, ter bezlerimin turgor basıncı arttı, kekelemeye başladım ders anlatırken. Ben onun gözlerine bakıp, kekelerken, sınıfta bir kahkaha koptu ve gördüğüm en doğal ve çekici şey, ağlayarak kapıdan çıkıp gitti. O gidince hiçbir şey olmamış gibi devam ettim dersime, tabi kekelemeyerek. Dersi bitirdikten sonra, bir öğrencim gelip bugüne kadar verdiğim emek için teşekkür etti, astrofizik hakkında ona yeni ufuklar açmışım. “-Bana göre ışık hızını anlamak için quarklara kadar gitmeye gerek yok, daha dışarıya atmosferin dışına gitmek daha açıklayıcı” diye konuşarak, onun bana nasıl söyleyeceğini düşündüğü konu için zamanını artırdım. Sonra ağzından baklalar döküldü. Onun baklalarıyla birlikte hayatımın kadınıyla ilkokul çocuğu gibi nasıl dalga geçtiğimi anlattı bana. Meğer kız kekemeymiş, başka sınıfta alay konusu olduğu için sınıf değiştirmiş fakat derse girdiği ilk gün ben kızın karşısında kekelemişim. Ne diyeceğimi bilemedim. Pek utanmadım da. Sonuçta herkes kızla dalga geçiyormuş. +1 mi? Pek fark etmemiştir onun için. Hem nasıl olsa son dersim, bir daha görmez beni. Böylece okulda kalmamı sağlayabilecek son geminin şekerden yelkenine de tükürmüş oldum. İstanbul’un yolunu tuttum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Ucunda

Arabalarım ve Hurdalarım

Martin