Doktorella-1


Bu deneyi 17aydır tekrarlıyorum. Bilim adamı sayılmam. Kullandığım yöntemleri uygulamak için çok fazla şey öğrenmeme de gerek yoktu zaten. Biyoloji ve tıpla ilgiliyim. Biraz da araştırmacıyım. Bazı testler yapıyorum diyelim. Araştırdığım konu canlıların hissettiği duyguların, sinirsel tepkilerini nasıl etkilediği, yani duygularımızın bedenimizde yarattığı güçten bahsediyorum. Hepiniz duymuşsunuzdur şu tarz hikâyeler, küçük çocuğunun araba altında kaldığını gören anne tek eliyle kendi ağırlığının yirmi katı bir arabayı kaldırır. Hayır, bu sadece adrenalinle olamaz. Başka bir güç var ortada, onu bulmak lazım, kasların içinde saklı olan gücü ortaya çıkaran şeyi. Hormon mu, ruh mu, iman mı, ne? Ben hormonal boyutla ilgileniyorum.
Mesela şöyle; annenin o an hislerini bir şekilde dondursak veya hislerinin sonucu ortaya çıkan salgılarını bir yere depolayabilsek. Bu nasıl bir ilaç olurdu? Bir hap yutuyorsunuz ve bir anda yeşil deve dönüşüyorsunuz. Bu yoğunlaştırılmış özütü doğal yollardan elde etmeyi düşünüyorum. Benim hap, şurup, fitil her ne ise kimseyi yeşil yapmayacak. Öngörüme göre kaslar alışık olmadığı bir güçle zorlandığından yapılarında çok fazla yırtılma olacak, ilk seferinden sonra çok şiddetli ağrılar hissedecekler, takip eden her dozda bu ağrılar azalacak. Bir gün gelecek bu ilaç Robocop kostümü gibi olacak. Ayrıca hedef buluşlarım sadece insanları güçlendirecek bir ilaç olmayacak, zekâyı artıran, duyuları keskinleştiren ilaçlar da düşünüyorum. Tabi bunların birleşimlerini de düşünün! Oldukça param olacak galiba. Keşke bunları para için yapıyor olsaydım o zaman her şey çok daha kolay olurdu.
Babamdan kalan biraz mal mülk ve emekli maaşı var. Düzenli gelirlerim bunlar. Bu parayla tek başıma yaşadığım 3katlı binada(komşularımız kendi evlerine villa diyor) ufak bir laboratuvar kurdum, tabi ki bodrum katta. Burada çeşitli deneyler yapıyorum. İlk başlarda mahalleden kediler azalmaya başladı, sonra köpekler onları takip etti. Pet shop’lardan maymun, bukalemun gibi tuhaf yaratıklar getirdim eve. Allah aşkına bunların korktuğunu, mutlu olduğunu nasıl anlarım ben? Anlayamadım. Ben de çevredeki evsiz insanları toplamaya başladım. Önceleri onlara yemek verip, testler yapıp göndermek hedefindeydim. Ama her akşam evine dönen tiplerden bana hayır yoktu. Ben de geri dönmemelerini sağladım. Zaten bedava yemek ve yatak onların da kaçacağı bir durum değildi. İlk başlarda onları derinden etkileyecek bir durum bulmak için saatlerce belki günlerce konuşmam gerekiyordu ve ben bu konuda pek de becerikli değildim. Ben de filmlerde olduğu gibi beyinlerine kendim bilgiler yazmaya çalıştım. Onlara günde 18saat film izletiyorum (9–9 iki periyotta). Aradaki sürede uyumalarına izin veriyorum. Bu şekilde daha verimli oluyor, filmler akıllarında daha çok kalıyor. Gerçi izlettiğim filmler de öyle akılda kalmayacak şeyler değil. Toplamda 10dakikalık bir videoyu defalarca izleyip duruyorlar. İzlerken zihinleri canlı kalsın diye onlara bazen adrenalin ve benzeri ilaçlar veriyorum. Onları şartlandırıyorum. Her birine farklı film gösteriyorum. Kimisi zil sesi duyunca korkuyor, kimi bıçak görünce, kimi motor sesi duyunca. Kendimi Pavlov gibi hissetmemi sağlıyorlar. Onların korkuları üzerinde yoğunlaşıyorum, zayıf noktalar yaratıyorum. Duyuları yeterince koşullandığında onları 7numaralı odaya alıyorum ve gerekli dış şartları yaratıyorum. Geriye tek şey kalıyor, kaslarına giden salgıyı bulmak. Onu da taşıyan kan olduğuna göre. Vücutlarından birazcık kan çekmem gerekecek...

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Bundan öncekiler de çok güzeldi ama, bu yazı da bir harika olmuş evlat. Yarattığın kişilikler de ilginç. Beynindeki güzel fikir rüzgarlarından fırtınalar yaratabiliyorsun.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zamanın Ucunda

Arabalarım ve Hurdalarım

Martin